Susarak ölemedim..Özür dilerim.. Şubat 19th, 2009 Yazzan: admin

Hayatın hangi dengesinde hüzünlerimi toplayabilirdim ki?
Ben, hangi çakıl taşlarının arasında yürürken
Eskiden şimdiye kalmış mutluluklarımı  bulabilirim ki?
O kadar yoruldu ki bedenim,
İliklerime kadar acıyı işledim..
Kendimi hangi parçada ben olduğumu  bulacağımı  şaşırdım..
Bir zamanlar  beni  seven,  benim ruhum..
Şimdi hangi uzaklarda siyahın matemine yenik düşüyordu?

Kendimi ararken  kör karanlıkta
Ölüm  çıktı, yaşamak varken karşıma..
Dönen  bu dünyaya  inat, bende  dönüyorum..
Her gün ayrı bir ben oluyorum..
Herşey değişirken, bir  ben eski gülüşlerimi unutamıyorum.
İki dudak arasında biriktirdiğim tebessümleri
O kadar  içten özlüyorum ki,
En çokta tövbekar isyanlarıma bozuluyorum..
Geçmişe sövdüğüm tüm olmuşluklarıma kızıyorum..
Öyle derin bir diyardan düştüm ki
Bu tanımsız  hayata
SUSARAK ÖLEMEDİM..öZÜR DİLERİM..
Eskimiş hüzünü, şimdiki keşkelerimle demledim..
Olmadı, yapamadım..
Eskiyen bende, yeni benler olur muydu ki?
Susarak ölmeyi becerebilseydim
Belkide bu kadar kelimeler arasında bağırmazdım!
En karanlık cümlelerim kanarken bedende..
Alışkın olduğum darbelerime ah dedim!
Sonra.. Sonra..
Keşke diye başlayan  tüm cümlelerimi
Üç noktaya satan ben
Tüm devşirdiğim bozgunluklarımda
Kin kusuyordum, hayatın her anına..

Şubat 8th, 2009 Yazzan: admin

 

Renksiz  ve  örtüsüz  düşler bıraksamda  ardımda..
Kelimelerin siyahı geceye boyansada
Susmaz acım, kendimden “ben” biter yolculuğum..
Nokta der, virgüle ant içen hayat…
Tam şuramda  adını koyamadığım bir ağrı ile
Yitirmenin  çığlığı  konuşur..

Her çığlık bir sen  olup, suskunluğuma  misafir olur..

Çünkü sen; tüm çığlıkların  tanımı  oldun bende..

Meçhul.. Şubat 4th, 2009 Yazzan: admin

Çığlık çığlığa  yorgun bir  kervandan gelenim..
Avaz avaza suskunluklar içinde kendimi arayanım..
Gölgelerimin ardından  bana ait adımları sayıyıyorum..
İç sızlamalı yanlışlarımı, yıllarca çürümüş ceplerimde taşımışım..
pişmanlıklarımı  bedelini topuklarımdan  aşağıya süzüyorum..
O kadar çok suskunluklara  boğazım  dur diye yalvardı kii
Söylenmemiş tüm sözlerimi kusacağım vakit
Poyrazını  demleyen rüzgarıma yenik düşüyorum..

Sırtımda o kadar çok kamburum var ki,,
Ağlamadığım vakit can yakınmalarımla
Acıma masal olan rollerimle  avunuyorum..

benden sen gidince, bir kalan olmayı  beceremiyorum..
Nedense  sesini bir kulaç kala boğulan oluyorum..
Mevsimsiz kalan  her yanlızlığımda
Sana bir  adım öteden  bakakalıyorum..
Gelemiyorum, bakamıyorum,tutamıyorum..
O senli bana..
Tutsak ediyorum  arda kalan meçhulü..
Geceden gündüze  teslim ettiğimiz tüm vasıfsızlıklarımızı
Sözcüklerimizin suskunluğuna ödediğimiz  bedeli
Bir cellata teslim ettik..

Yaşadığımız  yerlerin sahibi iken senle
Yaşanmamışlıklarımıza  ah çeken oluyoruz..
Sadece senin sus dediğin, benim  konuş dediğim
Gittiğim her yerde sen olan  vakit..
Ben kimsenin  herşeyi olamadan
Sen olmak  adına  yalvarıyorum..

Hep kendimi öldürdüğüm,
seni yaşatmak için ölümlere
Çığıran olduğum  o  saatlerde
Tenha bir sokaktan,
Terkedilmiş caddeme çöreklen artık..
Ne olur, acıtmadan, sahipsiz intiharlara bulanmadan
Bize  ağır gelen bu sessizlikte
Beni sana hasret bırakan olma..
Bir geçmişi un ufak edip
Biz birbirimizden  geçmiş iki meçhul olduk..

Sen, bende hiç tükenmedin ki.. Ocak 25th, 2009 Yazzan: admin

Her yediğim darbede sen kesilen oluyorum..
Yarama tuz basmadan, kanatılan olsamda..
Kanayan beni, senden gayrı yarama işliyorum..
Ardından kalan salıncağımda..

İntihar senaryolarının başrol oyunculuğunda
Belkide ucu kaçık  hayatların batan sözcüklerinde..
Fütarsızca, heybemden  uçuruma astığım
Hiçliğimle yolunan bir seni kaybediyorum..

Olmuyor.. Biliyor musun? Seni sana yama  yapamıyorum..
Her arkama  bakmayacağım dediğimde,
önümde senden kalan serili anı cesetleri görüyorum..
Gittiğin yerden başlayan, kaldığım yerden devam eden
Sensizliği inan yudumlayacak cesareti kaybeden oluyorum..

Ben gözünün karasına yenik düşen, ezik bir yürek…
Gecenin kör gözünden öpemeyen aciz meçhulün..
Bende hiç tükenmeyen sen..

Mutluluğuma iadeyi acı verme! Ocak 8th, 2009 Yazzan: admin

Üstü kalsınlı bir mutluluk veriyorum sana,

Yeter ki beni acıya bulama diye..

Acının her türlüsünü  tadan bende

Melekleri kıskandıracak kadar seni keşfet diye..

 

..,

Aklıma düşen.. Aralık 27th, 2008 Yazzan: admin

Ölümsel düşlerde ruhumu bedenime yamalıyorum..Issız bir kentin sesli pişmanlıklarında, nasırlaşmış keşkelerimi törpülüyorum. O ıssız,sırlarla dolu kent üzerime abanıyor.. Gecenin üstü örtülü  yanlızlığına
Kentin hiçbir  senfonisi ayak  uyduramıyor.Küçük bir ada, koca bir okyanus
olup tüm büyüsünü “nerede” dediklerimde yok ediyor.

Gündüzlerden kalma o kadar çok  faali meçhul katillerim var ki,
gecenin siyahi karanlığında ne o meçhullerimi  müebbet edebiliyorum,
ne de darağacında sallandırabiliyorum.Oysa masum görünen tüm sözcüklerim bir paragrafta toplu katliama uğratılıyor. Sonunu getiremediğim üç noktalarım ise bu bozulan düzene meydan okuyacak şekilde yarım bırakılan benin peşine düşüyor.Üstü örtülü bir gece, savaş alanı gündüzde ben aranıyorum. Veresiye olmayan, peşin ödediğim hatta üstü kalsınlı hayatımda, üstüme o kadar çok şimşekler çakıyor ki, içime batan cümleler  canımı yakıyor..

Göz kıyılarımda ise onca yılın birikmiş hüznü.. Bir çocuğun mavi bilyelerine
satacak  o kadar çok yorgunluklarım var ki..Gözyaşımla kendimi yok etmeye
hazır göz kuyumda biriken  bir o kadar da kinim..Yaşanmışlıklara damgalanan
acılarımın serzenişi bu. O koca kentte bir ömüre sığdırılamayan benin isyanı…

Adını koyamadığım ceplerimde sakladığım nefretler,adanın yalansal  menülerine ısmarladığım iç kavuran acılarım var. Gecenin kör gözünden öperken gündüzün lal dilinden geçmişimi özlüyordum…Oysa  gecede görüyordu, gündüz de konuşuyordu. Fakat her ikisini anlayacak baba yiğit yoktu. Dikiş tutmaz  bir aşkı,  hayatıma yama  yapmak ne kadar doğruydu ki? Gidişinin en sesssiz halinden  tutup, gelişini  o andan itibaren özleyen  kimler olabilirdi ki?

Kendimden ve kentimten  sana yazılmış  tüm veresiye ölümleri satın alıyorum şimdilerde.Bir zamanlar sen adına ödediğim  peşin hayatlarda  bu defa veresiye ölümler peşindeyim.. Senin içine düşen nasıl ki, seni  kendi  keşfi zannetip fathetme derdinde ise, ben de yıllar önce kuşattığım yaşamı ölümle devşiriyorum.


 Sen geçtiğim yollara lanet okurken, ben geçtiğin yollarda sana dair anılarımı en halsiz yerindenöpüyorum.

Biz seninle yaşamak için geç, ölmek için erken bir zamanda kendimizce
bulunan mucizelerdik.Kör bir gecede yok olduk.. Tedirginliklerin  tehdit
ettiği  avuçlarımın  arasında..Yaratılan eseri, ucu yanık bir aşkla ayakta
alkışlamaları dileğiyle. Aklıma düşen  ada da.. Cüzzamlı ruhlara teslim ettiğim adaletsiz ada da..

Acılı yanlarıma işlenen kanlı motifsin.. Aralık 25th, 2008 Yazzan: admin

Adımlara takılan acılarımda hep sen dolanıyorsun. Hangi yöne pusula olsam,
isyanlı senler çıkıyor karşıma.İğne deliğinden geçirdiğim o sevdamızda hep
bize  nakışlı kanlı motifler  işliyorum. İlmek ilmek, için için sana kanıyorum..
Beyaz bir örtünün üzerine akan göz yaşlarımda.
Sensizliğin sesini  dinlerken,
sesim çığlık oluyor.Duvardan duvara çarpan hüzün topunda hep senin desenlerini görüyorum.Verdiğin sözlerle savaşa girişiyorum.Neden, niye diye yargısız infazlı duraklarımda pişmanlıklara ah diyen bir  kıyı bulamıyorum, kendime ait.

Sana gölge olan bir hayatta, kendime asla güneş bulamayan bir meçhulü oynuyorum..Sen tarafından  adıma takılı olan tüm yaşanmışlıklarımıza, senin acizliğini katmer ediyorum.Çürümüş  düşlerimizden arda kalanlarla bir çocuk gibi kendimi avutuyorum.Sen benden uzaklaştıkça, ben sana o kadar yakınlaşan oluyorum.Sen farkında olmadan, ben farkındalığı senin yüreğinin ortasına çöreklenmiş hüzünlerimle yudumluyorum.

Yudumlatıkça keşke denilen nehirlerimde boğuluyor, belki denilen  çağlayanlarımda çoşuyorum..

Seninle beraber doğurduğumuz  bu aşkı, biz yaşatmayı bilemeden öldürdük.Kirlettiğimiz tüm sözcüklerimizi masumluğumuzla  yıkamadan  iplere serdik.Güneşe teslim etmeden, yağmurlara esir verdik.Geçmiş, geleceğe  peyda edilemiyor şimdilerde. Kış mevsiminde  bahar tadında olan aşkın  kıymetini bilemedik.Tükenmişliklerimi biriktirirken,sen beni en ücra  köşemden  vuran oldun.

Sus-lu duraklarımı, yolcusu  olmayan yasaklı seni seviyorum çığlıkları  dolduruyor..Sensizliğin meteliksizliğini oynuyorum, şimdiki zamanlarda.

Sana kayıp, bana uzak bir hayat.. Aralık 22nd, 2008 Yazzan: admin

Geçmişine sövülmüş bir hükümlünün infazında
son buldu, geleceğimin süslü muştuları..
Gülüşlerimin arasında kaybettim ben
Son bulmuş bir aşktaki düşlerimi..
Alıştım diye  kendimi avuturken
Sensizliğin serili olduğu kaldırımlarda
Bensizliğe cesaretliliğine kin tutar oldum..
Kirpiklerimden süzülen acılarımın her damlasında
İntihar melodilerine takılan notalarım vardı..
Ya da akortu bozulmuş bir yaşamdan
Biraz ürkek, biraz çocuksu bir aşk..
Düş kırıntılarımdan, aşk lokmaları topluyorum..
Aç kalınmış, yarım bırakılmış,
Alabora edilmiş bir geçmişten
Sana kayıp, bana uzak hayattan

Susmaklı duraklarım Aralık 1st, 2008 Yazzan: admin

En kanadığım yerden sustum sana
Parmak aralarımda öfke kanamalı sözcüklerle
Hayatıma  bıraktığım keşkelere peydahlıyorum
Susuşlarımı.

 

Nefrete boğduğum yaşamım
Kine bürüdüğüm sen
Suskunlukta alabora olmuş bizi
En kıfayetsiz, en yorgun hallerde isyana bıraktım.
Sen isyanın tanımı oldun bende
Kendinde de bedduanın tanımsızlığı..
Susmaların altından heba edilen onca ömrüm..
Sol yanımdan düşürdüğüm anahtarımla
Zanlıyım her susuşuma

İki dudak arasına mimlediğimi sana karşılık
İç yakan cinsinden isyan sözcükleri satın alıyorum
Gülümseyişlerimi pazarlayarak..
Eski günahlarıma, yeni günahlar ısmarlayarak..
Susuşlarımla bozulan cümle dengeme
yüklemsiz seni en kanadığım yerden öldürerek..
Senden kalan aşkı, kara sevdaya katık ederek
Sana susuyorum..
Yokluğunu koklayıp, yokluğunu  yakarak
Kokundan bir sen eksiltip, külünden bir sen yaratıyorum
Gözbebeklerimden akan sana,  yüreğimde ezik senli geçmişime..
Suskunluk katkılı ömürler biçiyorum..

Resimlerle ben diyelim:) Kasım 19th, 2008 Yazzan: admin

Doğrularım olmalı, hayata meydan okuyacak kadar çılgınca.. Ezber bozan cinsinden

 

Ya da kuruyan yapraklar arasında kendime baharı bulacak bir mucizem olmalı…

 

 

Mevsim bahar iken, parmak uçlarıma kadar sızan acılarımı güneşe teslim etmeliyim.

 

Kısacası; hüzünlerime bulanan gençliğimde, hayallerime dolanan asiliğimde,  hiç büyümek  istemeyen çocuksu bir yürek ile avuçlamalıyım.. Bu  hayat denen adilsiz oyunda..