Başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun
Başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun” diyordu Ramon…
..Ve bağımlılığımız ne kadar çoksa o kadar çok kişiye gülümsemek zorunda kalıyoruz .
Diyelim ki yürürken yolda…kalabalıkta.. değneğiniz kaydı ya da çarptı birisi size..
Kahretsin..!
Düştünüz..!
Yolun tozuna çamuruna bulandı eliniz yüzünüz.
Halbuki ne kadar da dikkatli yürürdünüz …
Ama oldu işte..
Kahretsin..!
Diziniz ezildi, ne çok yandı canınız..belki de kolunuz…
Ama ruhun acısından dizin acısını duymaz olursunuz..
Hele etraf kalabalıksa.
Ahh bi de orada ..!
Uzaktan uzağa hoşlandığınız bi kız ya da bi çocuk varsa.
Yakında..
Civarda..
Gördü mü acaba..?
Bakmamaya çalışmak o tarafa
Konuşulanları duymamaya çalışmak..
İnsanlar gelir yanınıza
Yardım etmek isterler tüm iyi niyetleriyle.
İçiniz ağlamaktadır oysa
Ama yardım etmeye çalışanlara gülümsemek zorundasınızdır.
Hele ki ruhunuzun acısı yansısın yüzünüze
Olmadı işte.
O mahrem acı asılı kalmalı kirpiklerinizde
- Yardım ettik yaranamadık..
- Surata bak..sanki biz düşürdük..!
- Teşekkür edeceğine..!
Amman dostlar sakın böyle yapmayın
yardım eden kişinin akşam başını yastığa koyduğunda
kendini iyi hissetmesine engel olmayın.
Bu da onun hakkı.
Gülümseyin
Hatta gülümsemenin yanında bi de espri yapın. Size yardım elini uzatanlara karşı şirin,
hatta düşüşünüzü umursamaz gözükmeye çalışın.
Mesela; ben zaten deşecektim deyin.
Hani Nasrettin hoca eşekten düşünce “ben zaten inecektim” demiş ya işte onun gibi.
Afferim işte, öğrendin gülümseyerek ağlamayı.
Toplum böylesini seviyor biliyorsun. Engelinle barışık olacaksın, sakın kavga etme ammann..!
Ayırmaya gelmiyorlar.
Yediğin yumrukla tekmeyle kalıyorsun. Ve hep o oluyor kazanan.
Diyelim ki..
Çocuksunuz daha
Olmuş bi şey işte sakat kalmışsınız
Ya da öyle doğmuşsunuz…herneyse.
Tekerlekli sandalyedesiniz veya koltuk değnekleriniz olmuş yanınızdan hiç ayıramadığınız en iyi arkadaşınız.
Bir duvar kenarında ya da bir ağaç gölgesinde seyredersiniz top oynayan yaşıtlarınızı..
Gülerek el çırparak.
Halbuki o topun peşinde koşamamanın acısıyla içiniz ağlamaktadır.
Ama..
Lakin..
Fakat..
Somurtamazsınız, kızamazsınız üzülemezsiniz. zaten o güne kadar içinizin acısını,
yüreğinizin burukluğunu yüzünüze yansıtmamayı çoktan öğrenmişsinizdir.
Belki de o kadar alışmışsınızdır ki kendinize. Unutmuşsunuzdur ağlamayı.
Ağlamaya değer daha güzel daha anlamlı şeylere saklayıp göz yaşlarınızı
sadece gülümsersiniz yuvarlanan topun ardından.
Farkında olmadan
Diyelim ki
genç bi kızsın
Olmuş bi şeyler işte sakat kalmışsın
Yada öyle doğmuşsun…her neyse..!
Davetlisindir.
Akraba içinde ya da mahallede birlikte büyüdüğün arkadaşının düğününe
Benim hiç düğünüm olmayacak ve hiç gelinliğim diye düşünsen de..
Gidersin oynaya güle.
..Ve
..Ve
Seni iki yüzlü senii
Ağlasana doya doya…hemen orada oracıkta.
Niye eve gidince yorganı kafana çekip yastığınla
boğmak istiyorsun gırtlağında düğüm olan o sesi.
Gülmen lazım.. ve sen ispat etmek zorundasındır ,
oradaki herkesten fazla sevindiğini eğlendiğini
Affferim sana..gülümseyerek, hatta gülerek ağlamayı ne güzel becerdin..!
Senden beklenen buydu işte.
Sakın hissettiğin gibi davranma,
yoksa orada bulunanlara zehir edersin şu canım eğlenceyi.
Seni kıskanç seniii..!
Aaa kardeşlerin de var senin değil mi?
Bekarlar mı?
Çeyiz alıyorlar mı onlara, çarşıya çıkıldığında?
..Ve senin de fikrini soruyorlardır tabii.
- Bu nevresim takımı nasıl?
İçinizde tarifsiz bir kırgınlıkla
..Ve ama
..Ve tabii gülümseyerek
..Ve belli etmemeye çalışarak kırgınlıkdan doğan umursamazlığınızı;
- Çok güzel harika alın bunu mu diyorsunuz?
..Ve söyleyin yeni türkü’nün türküsünü;
Tak etti canıma bu maskeli balo
Bu maskeli balo
Ve onun sahte yüzleri
Dostlar uymayın siz bana. Sizi anlamazlar şarkıyı anlarlar.
- Niye bana da almıyorsunuz..? Demeyin.
Canım biliyorsunuz işte, belli senin sebebin.
Şu mutlu ortamı bozmanın ne alemi var?
Diyelim ki…
Olmuş bi şeyler işte doğuştan ya da sonradan..
Adalelerinizin kontrolü artık çıkmıştır sizden.
Acıkınca yemek yemek kadar doğalsa da bu sindirilenlerin vücuttan atılması
Yine de bin kahır olur bu en doğal olay size.
Ahhh bi de kendi kendinizi temizleyip yıkayamayacak kadar
tüketmişse adaleleriniz gücünü,
daha bi ağır gelir yaşamın yükü.
Bağımlı olmanın en ağır yüküdür bu ki bunu ancak taşıyanlar bilir.
En yakınınız yakınınızdaysa şanslısınızdır.
Ama o bu yükü sırtlamak için omuz verdikçe daha bi ağırlaşır.
O an hayattan yaşamdan tanrıdan tüm isteğiniz gelip bu yükte düğümlenir.
Dersiniz ki her şeyine eyvallah da bu sakatlığın, alışamadım işte buna.
Utanıp sıkılırsınız, ufak bi terslikte öfkelenirsiniz ama asıl öfkeniz kendinizedir.
O an, en yakınınızdaki en yakınınız değilse, bi bakıcı veya bi hayırsever,
bi uzak akraba, işi şakaya espriye boğup gülümsemeye çalışırsınız…
İçiniz ağlamaktadır oysa.
Hele lavman yapılıyorsa ;
Zeki Müren’in “öyle zor, öyle zor ki seni içimden atmak” şarkısını söyleyin mesela.
Ben denedim inanın, herkesler güldü o an.
Ayyy valla yaaa güldüler inanın
Ve sonra duşa götürün beni deyin
Duşta ağladığı hiç belli olmuyor insanın
Alıntı…

Ocak 31st, 2008 at 13:44
Bunları herkesin bildiğini sanıyorum. Ancak bilmek bir şeyi ifade etmediği için herkes susmayı seçiyor. Her genç kız gelinlik giymeyi ister, ama giyememesi giyenlerin suçlu olduğunu göstermez. Bu sebeple adresi bilinmeyen hezeyanlar olarak varsayıyorum. Bence bunların dile getirilmesi, sadece etrafınızdakileri çaresizliğe sürükler. Eminim sizinle ilgilenmeseler de bu duyguları yaşayacaksınız, çünkü sorun örneklerin var olmasıdır.
Zorunlıu ihtiyaç olarak yumuşattığımız olaya gelince; bu duygular sadece psiikolojiktir. Utanmak yanlış olur. Ortada bir realite var ve bunu anlamayacak insanların olduğunu sanmıyorum. Zamanında çok sıkılan biri olarak naçizane tavsiyem acizliğinizi kabul etmeniz. nerde o utanan ben, nerde şu an ar damarı olmayan ben
Ocak 31st, 2008 at 15:43
Çok güzel ve gerçekleri anlatan bir yazı olmuş gerçekten bunuda anca bir yaşayan yazabilir işte
Alıntı için teşekkür ederiz Fatih, “Başkalarına bağımlıysan, gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun” Öğrenmeyeceksin de ne yapacaksın hep ağla sızla kime neye ne gibi bir yararı olur ki? Güçlü olmasın zayıf olmaya hakkın yok
Kendini avuturken yanındakileri gülümsemenle avutacaksın ki senin gücünden destek alabilsinler
Bu engellilik öyle bir durumki sadece yaşayanı etkilemiyor o kişi ile yaşanyanlarıda çok yakından etkiliyor. Bir zamanlar hiç sorun yaşamadan yaptıkların gün geliyorki onu yapmak için başkalarından yadım alman gerekiyor.Desteklerine ihtiyacın vardır bunun içinde sen güçlü olmalısınki yanındakilerde güçlü olabilsinler.
Bu o kadar tuhaf bir duygu ki anlatmaya başlasan da anlatamazsın onun için içine atmak en iyisidir. Gelinlik giymek evet belki birçok genç kız için önemlidir. Ama gittiğin o düğünde o sevdiğin insanı gelinlikle görmek seni çok mutlu eder ve bir o kadarda hüzünlendirir bu bir kıskançlık değildir gayet insanı bir olaydır. Ama kalkıp ta orda bu duygundan bahsetmenin bir âlemi yoktur. Ne gereği var ki zaten. Ama benim en çok takıldığım şey çokkk sevdiğim biri evleniyor ve ben mutluyumdur neden bu mutluluğumu gösterdiğimde etrafımda acıyan bakışlarla karşılaşıyorum bende ona takılıyorum. Ben siz rahatsız olmayın sizin mutluluğunuza gölge düşmesin diye her şeyi içimde yaşamıyor muyum sizde içinizde yaşayın kardeşim mecburmuyum sizin o bakışlarınızı çekmeye
Yada düşerken; evet düştüm yarımda yardım edenler oldu ama ben o yardım edenlere bakıp sırıtarak teşekkür ederim demedim. Çünkü diyemedim hani o bahsettiğiniz düğüm varya izin vermedi eve gittim ve ağladım sadece ne yapayım kendimi çevrenin ruh sağlığına da o kadar endeksliyemem
“Ve söyleyin yeni türkü’nün türküsünü;
Tak etti canıma bu maskeli balo
Bu maskeli balo
Ve onun sahte yüzleri
Dostlar uymayın siz bana. Sizi anlamazlar şarkıyı anlarlar.”
Ocak 31st, 2008 at 17:10
İkinizde çok güzel yorumlamışsınız.. Sözlerinizin üstüne uzun
uzadıya konuşmayacağım. Boğazında düğümlenir ya sanırım öyleyim..
Tek bir şey; engelli olmaktan nefret ediyorum!
Benden aldıklarını, başkasına kapak etmemek adına polyanacılığı
ruhuma, bedenime yapıştırmaktan da bıktım!
Mart 19th, 2008 at 15:54
SİZ BİR CANSINIZ CANANSINIZ.
BAŞKALARINA BAĞIMLI DEĞİLSİNİZ ONLAR SİZLERLE MUTLU
AİLELERİNİZİN CANISINIZ SİZİN VARLIĞINIZLA ONLAR ÇOK MUTLU
ABLAMIN EVDE GÜLERKEN ARKA ODAYA GİDİP GÖZÜNDEN AKAN
YAŞLARI HEP YAKALADIM. BİZE GÜLERKEN GİZLİCE HEP AĞLADI
ONUN GÖZ YAŞINA DÜNYAYI YAKARDIM ÇÖZÜM OLSAYDI
FATİH ABİ SUPHİYE ABLA VE KENDİ ABLAM SİZLER AİİLENİZİN
YAŞAM KAYNAKLARISINIZ. NE OLURSA OLSUN SİZ BİZİM CANIMIZSINIZ
ABLA SENİN ARABESK YÖNÜNEDE GICIK KAPMAYA BAŞLADIM
BU SİTEYİ MÜEBBET YİYEN MAHKUMUN ODASINA ÇEVİRMİŞSİN
Mart 19th, 2008 at 16:44
Kardeşin de farketti arabesk yeteneğini
Mart 20th, 2008 at 11:57
Arif, dün kafana saksı düştü sanırım:)
Sevgini belli etmeyen, hep içte yaşatandın…
Bu arada arka odada ben ağlamıyorum, gözüme çöp kaçıyor
onu alıyordum
Arabesk yönüme gelince, istediğin kadar gıcık kap. Banane hıh.
Ben bir mahkum olsam, sende gardiyanım olur musun, gıcık Arif?
Nisan 6th, 2008 at 12:37
Sevgimi tabi hep içte yaşarım dışa vurduğumda sen şımarıyorsun
:mrgreen: 
ben senin değilde sen benim gardiyanımsın sanki
bilgisayarı tapulu malın gibi yapışıyorsun elinden alamıyorum
sen varken benim ne haddine gardiyan olmak
Nisan 6th, 2008 at 20:02
Yazık şu Ariflere yaff
Nisan 7th, 2008 at 13:14
Ne yazık olacakmış hocam hıh.. Arif gibi kardeşler var diye
Gel sen bana sor, pc başında kalayım
esas bize yazık
diye verdiğim mücadaleyi
Nisan 7th, 2008 at 16:19
Arif yukarıda yazıklarını yeni okudum teşekkür ederim
Ay gözüme çöp kaçtı sanırım arkada odaya gidip çıkarayım bari 
Arif sen daha arabesk görmemişsin birde Fatih’in bloguna uğra bakim hehe
Nisan 7th, 2008 at 17:04
Senin de blogunu gördük, Suphiye
Nisan 8th, 2008 at 11:59
Engelli Olmak… Hepiniz kendinize göre yorumlarını yazmışsınız. Elbette içinizde neler hissettiğinizi anlatmanız çok güzel. Admin kullanıcısını tanımıyorum ama demiş ki “Tek bir şey; engelli olmaktan nefret ediyorum!”
Ben sorabilir miyim neden nefret ediyorsun diye… Bütün insanların hepsinin engelliğe aday olduğunu bilmiyor musun? Acıdır ama gerçektir. Herşeye rağmen hayat devam ediyor. Sana göre söylemesi kolay diyeceksiniz. Ama emin olun herkesin bir engeli var. Ben şuna kalpten inanıyorum ki herşey daha da güzel olacak’
Nisan 8th, 2008 at 16:51
O kadar yorum arasından benim nefret etmem göze çarpmış
Şöyle açıklayayım; engelli olupta, ben engelimi çok seviyorum
ne iyi olmuşta engelli oldum diyen varsa, o kişinin duygularına
inanmıyorum. Hepimiz hamdolsun diyoruz, beterin beterini
göz ardı etmeden yaşamaya çalışıyoruz. Fakat bu demek
değildir, ben engelimden çok mutlyum.
Evet; engelli olmaktan nefret ediyorum..Yineliyorum…
Bağımlı yaşamak, gelecekte yalnız kalma endişesi
yük olmak vs vs. Sadece siz beni anlayabilirsiniz
yaşayana sorsam yaşadığı için harflerimde soluyacaktır..
Ayrıca her sağlıklı birey bir engelli adayıdır, felsefesine
bürünmüş kafeslerde haykıranlardan olmayacağım.
Sağlıklılar tehdit altında gibi inceden inceye serzeniş yapılıyor
Nisan 8th, 2008 at 17:41
Sağlıklar her zaman tehdit altındadır. Bu her zaman böyle olmuştur. Çünkü gerçeği değiştirme şansınız yoktur. Diyelim ki, engelinizden nefret ediyorsunuz. Peki bu durum sizin sağlıklı hale dönüşmenize fırsat verir mi? Asla! O zaman kendimizi olumsuz düşüncelerin girdabından sıyırmamız gerekir. Aksi takdirde boğuluruz.
Siz sadece benim anladığımı düşünüyorsunuz. Oysa ben de kendimce engelliyim… Düşünülen şeyler sadece bize olumsuz bulutları çağdıştırıyorsa o düşüncenin bize faydası olmayacaktır. Söylemlerimiz eğer gerçekleşmiyorsa boşa konuşuyoruz demektir. İsyan derecesine gelen bir durumla o isyan edilen konudan kurtulmak söz konusu değildir. İnsanlara bakarken onların anlamadığını düşünüyorsan, sen anla çünkü onlar bilmiyorlar. Bilmedikleri için de acıyorlar. Aslında neye acıyorlar biliyor musun? Kendilerine acıyorlar… Ben de böyle olabilirim deyip üzülüyorlar. Ama bunu kendileri bile bilmiyor!
Nisan 8th, 2008 at 18:42
“İnsanlara bakarken onların anlamadığını düşünüyorsan, sen anla çünkü onlar bilmiyorlar. Bilmedikleri için de acıyorlar. Aslında neye acıyorlar biliyor musun? Kendilerine acıyorlar… Ben de böyle olabilirim deyip üzülüyorlar. Ama bunu kendileri bile bilmiyor!”
Demişsin…
Beni anlamaları için çabam yok ki, yaşayanla anlayan arasındaki
ince çizgiyi belirtmek istemiştim ben. Neye acıyorlar? Kendilerine
acıyorlar..Sebep; bende böyle olabilirim diye..Empati kurun
azıcı ya bende olursam, olmadığım müddetçe engelli engeline
takılsın, düşe kalka devam.. Aslında çok şey var söylenecekte…
Yukarıda alıntı yazıda bir kısımda geçen paragraf vardı,
toplum somurtkan engelliyi sevmez, sırıtacaksın, espiri yapacaksın
vs vs… Benimde nefret etmem sevmediğinin kanıtı oldu şimdi.
Ama ben başkaları gece yastığa başını rahat koysun diye
inanın sahte mutluluk veren olmayacağım. İsyankarda değilim,
sadece engeli sevmiyorum, bu da benim en doğal hakkım.
Nisan 9th, 2008 at 00:40
Feyza demişki:”Yukarıda alıntı yazıda bir kısımda geçen paragraf vardı,
toplum somurtkan engelliyi sevmez, sırıtacaksın, espiri yapacaksın
vs vs… Benimde nefret etmem sevmediğinin kanıtı oldu şimdi.
Ama ben başkaları gece yastığa başını rahat koysun diye
inanın sahte mutluluk veren olmayacağım. İsyankarda değilim,
sadece engeli sevmiyorum, bu da benim en doğal hakkım. ”
Ne yazık ki toplm içinde osahta mutluluk oynunu zaman zaman oynuyoruz. Ama bazı zamanlar oluyorki o sahteliği kaldıramıyor insan acayip yük oluyor omuzlarında işte o zamanda somurtkan isyankar olup çıkıveryorsun.
Erol bey yukarıda arkdaşımında dediği gibi engelimi seviyorum diyeni duymadım daha hem zaten onu sevmemizede gerek yok sadece onunla yaşamayı öğrenmek yeterli
Evet şükür ediyoz çünkü Allah’tan geldi. Ve bu ne biz çok kötüyüz diye bir ceza nede çok iyiyiz diye bir mükafat olarak verildi.Bir sınav diyoruz bu sınavı vermeye çalışıyoruz ama riyakarlığında alemi yok ki kimse istemez bu durumu ve bu durumdan dolayıda mutly değilim.Hep hayalimdir özlemimdir eski günler
Engelimden dolayı mutlu olsaydın eski günleri özlermiydim?
Nisan 9th, 2008 at 07:07
Sizi çok çok iyi anlıyorum. Ben de işitme engelliyim. Ama asla somurtmadım. İnsanlara güleryüzle bakarken de daima içten baktım. Neyse sizleri anlıyorum ama kendinizi bu kadar olumsuz düşüncelerin içinde boğmayın… Bir şeye dikkat ettim
bu sitelerin hepsi kara. Bu kadar karamsar olmayın. İşin esprisi tabi sitenin siyah olması… Güzel de olmuş. Biliyorum ki ben ne söylesem anında susturulacağım
Ama çok dert etmeyin derim.
Sağlıcakla ve sevgiyle kalınız…
Nisan 9th, 2008 at 10:18
E kızların henfi herzamanki gibi erkekleri yendi
işin şakası bir yana arkadaşımın adınada konuşabilirim;görüldüğü kadar karamsar değiliz ya tam tersi espirili şakayı seven güler yüzlü insanlarız. Doğada olduğu kadar insan ruhundada beyaz olduğu kadar siyahta vardır.
Nisan 9th, 2008 at 10:41
Elbette buna inanıyorum zaten… Buradaki bazı yazılarınızı okudum ve güzel bir ortam oluşturmuşsunuz. Fatih bey de bu siteyi oluşturarak size katkı sağlamış
Yüzünüzden tebessüm, gönlünüzden mutluluk, kalbinizden sevgi hiç eksik olmasın.
Nisan 9th, 2008 at 11:00
Bir şeye dikkat ettim bu sitelerin hepsi kara. Bu kadar karamsar olmayın. İşin esprisi tabi sitenin siyah olması… Güzel de olmuş. Biliyorum ki ben ne söylesem anında susturulacağım Ama çok dert etmeyin derim.
Demişsin…
Ben karaları çok severim, kendim kara, sitemde kara hehe
Karamsar göründüğüm kadar, bir o kadar da sırıtkanım vallahi
Bu arada ne söylesen susturulmazsın, rahat ol
aaaa niye susturacakmışız:) Kendi siten gibi rahat edebilirsin
Nisan 9th, 2008 at 11:03
Nisan 9th, 2008 at 11:08
Nisan 9th, 2008 at 11:14
Siz malatyada mı oturuyorsunuz?
Nisan 9th, 2008 at 20:23
Öyle olsa beraber ev tutardık
Temizlik Suphiye’den, yemek Feyza’dan. Hırsızlar geldiğinde önden giderseniz, ben sizi korurum
:mrgreen:
Nisan 10th, 2008 at 11:42
ben de bulaşıkları yıkarım
Nisan 10th, 2008 at 11:42
ütü yaparım
Nisan 10th, 2008 at 14:43
Malatyalı, Malatyalı
Kayısı cenneti
ben değil
hocammm oralı
Hocama katılıyorum, ev bilem tutardık…Yemek her gün yapmasamda
Koruma sisteminede hayran kaldım
arada yapardım
Nisan 10th, 2008 at 23:30
Sema, temizliğide bir zahmet sen yap
Fatih hırsızdan korkarım önden sen gitsen ben seni korurum
Bu arada bende Malatya’lı değilim.
Ben doğunun parisindenin tahmin edin bakalım neresi?
Fatih sen sakın yazmaaaaaaaaaaaaaaaaa
Nisan 11th, 2008 at 12:09
Suphiye’mmmmm ben yazacağımmm
Doğunun en güzel kenti, doğunun efsane şehrii
şehrinden gelme canımsın sen benim.
Diyarbekirrrrr
Nisan 13th, 2008 at 10:08
Ben sizin için kendimi tehlikeye atayım. Siz koruma yöntemimi beğenmeyin. Olacak iş mi
Üstüne üstlük de her gün yemek yapmam deyip, temizliği de Sema ablaya yaptırmaya kalkıyorsunuz.
Ancak bu kadar sorumsuzluk olur yaf
Hem Pariste ne zaman bomba patlamış. Paris olacak şehirde en fazla kafa kesilir
Nisan 14th, 2008 at 17:46
Sorumsuzluk değil o bikerem
Senin bizi koruma yöntemine
göre iş hakkı:) Öyle korumaya o kadar iş
Nisan 15th, 2008 at 12:42
Ben de sizi korumam
Nisan 15th, 2008 at 12:58
Bi biskrem versem korur musun?
Nisan 16th, 2008 at 13:34
Koruma fatih bu gezentileri
bugünün en gezentisi feyzayı ilan ediyorum
bunlar gezmekten ne yemek yaparlar ne de iş açlıktan öldürürler insanı
Nisan 16th, 2008 at 13:36
Bende en çok gezennnn feyzayı ilan ediyorummmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
Nisan 16th, 2008 at 13:44
suphiyeeeeeeeee kaptıracan rekoru bu gidişle
Nisan 16th, 2008 at 15:33
bu günün hatta bu haftanın hatta ve hatta bu ayın en gezinti olanı feyzaaaaa
Nisan 16th, 2008 at 18:13
Dokunmayın Feyza’ya. Vururum hepinizi
Nisan 16th, 2008 at 19:20
kan çıkacak yakında
Nisan 16th, 2008 at 21:42
“Gülme komşuna, gelir başına” bu söze çok inanır oldum:)
çok gezerdi, çokkk hehe. Gezenti diye
Bundan sonra kimseye sevinrik olup gülmeyecem.
Biri vardı;o kendini bilir
nette herkese iletirdim. Gün ola, devran döne.. benim adım
gezenti olmaz mı?
Dipnot: hocam varken, bana kimse dokunamaz hıh.
Nisan 17th, 2008 at 09:09
O bahsettiğin kişi hala rekoru kendinde saklı tutuyor
senin gezme şevkini kırıp rekoru kaptırmak istemiyor bence
Artık iki gezentimiz var
bari benim için de gezin
Nisan 18th, 2008 at 10:53
Ablama bak leb demeden leblebiyi anladı hehe
Biliyor tabi kimin önceden gezenti olduğunu
Suphiye ile gezme konusunda yarış içindeymişim gibi hissettim
kendimi
Dipnot: hocam yeni smileler istiyorummmmm
Nisan 18th, 2008 at 10:59
Daha bi biskrem vermedin. Önce biskrem borcunu öde
Nisan 18th, 2008 at 15:25
bende yeni smiyl istiyorum ama bir tane var çok istediğim o olmazmı
ama supiye duymasın hangisini istediğimi
Nisan 20th, 2008 at 10:02
Hocammm, biskrem verdiğimde bizi koruyacak mısın, yoksa
yeni smile mi ekleyeceksin? Gönlüm istiyor bir bisküviye ikisinide yap
Nisan 20th, 2008 at 10:04
Sema abla koyun smile
keçide bulursanız bir tane söz koyunu
ekleriz
Not: çok gıcıkım biliyorum:
Nisan 21st, 2008 at 16:03
2 Biskrem isterdim de, şansımı zorlamayayım
Nisan 25th, 2008 at 18:21
bugün gezentilik rekoru kırıldı
gezentilerimden birinin yolu yoluma düştü azıcık ta olsa gördüm ve çoooook mutlu oldum teşekkürler feyzaa
ve uzun uzun dedikodu edeceğimiz o günü bekliyorum
Nisan 26th, 2008 at 10:46
Abla, bizimkilerin yani (supiş, destina, zeliş,fatih vs) dedikodusunu
yapacağız dimi
Bende seni gördüm diye, çok mutlu oldum. Az bir süre görebildim
ama buna da şükür,göremeyenler çatlasın hehe
Nisan 26th, 2008 at 14:39
Ayaküstü yaptığımız dedikodulardan bişiy anlamadım ki
bu sefer herkesin dedikodusunu yapacaz
doya doya hemi de çınlatacaz kulaklarını
Mayıs 13th, 2008 at 18:18
Cuma günü doya doya yaparızz inşl
Mayıs 14th, 2008 at 10:58
Cuma gününü iple çekiyorum
Kıskananlar çatlamada serbesttir
Mayıs 14th, 2008 at 15:10
biz de çatlatmada serbest olacak mıyız?
Mayıs 15th, 2008 at 09:54
Vuslat pazara kaldı inşallah