Şubat, 2009 için arşiv

Mevsimsiz bir tezattı, senin sevgin..

Salı, Şubat 24th, 2009

Yaralar değildi, can yakan..
Yaranın kabadayılığına soyunan acılardır,
İnsanı alt üst eden..
Kendinden  kendini arındırmakta değildi dert olan
Yazılmış sözleri silip, konuşarak susabilmeyi becermekti
Yemin edilen tüm yalanları  ayaklandırmadan susturabilmek..
Ben;
Ne zaman ki yapışkan geçmişimi  silmek istesem
Her yapışan sözde sen çıkıyor karşıma
Yarını olmayan bir meçhulü  oynuyorum,
Beklentisine  küsmüş bir çocuk gibi..
Kıyısından deli, ucundan çocuk bir sen  büyüttüm kendimde
Sen beni  öldürürken,
Bense  tetikte duran bir yürekle  seni yaşattım..
Yumduğumda ağır gelen göz kapaklarımı
Rüyalarıma teslim etmiyordum!
Düşlerimde seni kaybetmemek  adına..
Sevgim sana tezattır..
Çünkü; sevginle çoğaltırken beni, sevgisizliğinle sefil edendin..
Ben seni gecikmiş bir  baharda koklayıp içime basmış olsamda
Sen, bahar tadını çoktan  kışın dönüşümüne çeviren oldun
İkimizde  mevsimsiz bri zamanda sevdik..
Şimdi   hangi mevsim çarpsa yüzüme  acıtmıyor!
Yalınayak tüm mevsimlerde sensiz koşabiliyorum..

Kayıplara düşsün sevmeler..

Pazartesi, Şubat 23rd, 2009

 

Kirlenme pahasına kirlettik  en temiz yanlarımızı
Sevmelerimizi  bile menfaatlar üzerine kurar olduk..
Hayata sırtımızı döndük, yanımıza  alamadık hiçbir güzelliği..
Ayaklarıma dolanan ruhum, üstüne bassam gölgem  diye
Çığıran  bir sessizlik bozuyor her şeyi..
Ağzımı tıkamak isteyen susmalarıma inat..

Biliyorum ki;
Gözlerimden kaçıracağım bir sözle kan/revan olacak
Tüm benli olan geçmişim..
Yaşamak  uğruna verdiğim kavgalar beş para etmezken
Ben kimsenin  herşeyi olamadım!
Senin deniz kokusu saçlarına hasrettim
Ya da yasaklanmışlıklara çarpan yüreğinde ben  damgalanıyordum!
Bütün kelimelerin infaz edilen paragraflarında aradım seni
Pervarsız dünyana volta attım, sadece seni yok edebilmek adına
Militan sözcükler arasında seni kayıp verdim,
Yasadışı kurallların son sözü  yaptım seni
Yeter ki o kovulmalarımı  unutabilmek içindi herşey..
Senin yüreğinin çürük kapısında köle olmamak  adınaydı her şey..
Seni kendime kral yapabilirdim,
ama beni sana sessiz mırıldanan  bir köle  yapmak en son tercihimdi..
Kirletmeyecektim, o senin bir martı çığlığına kaptırdığın sevdamızı
Artık sadece seni hatırladığımda ağlamıyordum..
Kirpiklerimden sen akarken, gözyaşıma karışan yağmurlara bulanıyordum..
Ve…
Senle beraber doğduğumuz öykülerde, senle beraber  öleceğim romanlara tanıklık ediyorum.
Adımıza düşen yarada, birbirimize pansuman olamadan..
Kayıplara düşsün artık bu sevda diye dipnotlar düşürüyorum..

Susarak ölemedim..Özür dilerim..

Perşembe, Şubat 19th, 2009

Hayatın hangi dengesinde hüzünlerimi toplayabilirdim ki?
Ben, hangi çakıl taşlarının arasında yürürken
Eskiden şimdiye kalmış mutluluklarımı  bulabilirim ki?
O kadar yoruldu ki bedenim,
İliklerime kadar acıyı işledim..
Kendimi hangi parçada ben olduğumu  bulacağımı  şaşırdım..
Bir zamanlar  beni  seven,  benim ruhum..
Şimdi hangi uzaklarda siyahın matemine yenik düşüyordu?

Kendimi ararken  kör karanlıkta
Ölüm  çıktı, yaşamak varken karşıma..
Dönen  bu dünyaya  inat, bende  dönüyorum..
Her gün ayrı bir ben oluyorum..
Herşey değişirken, bir  ben eski gülüşlerimi unutamıyorum.
İki dudak arasında biriktirdiğim tebessümleri
O kadar  içten özlüyorum ki,
En çokta tövbekar isyanlarıma bozuluyorum..
Geçmişe sövdüğüm tüm olmuşluklarıma kızıyorum..
Öyle derin bir diyardan düştüm ki
Bu tanımsız  hayata
SUSARAK ÖLEMEDİM..öZÜR DİLERİM..
Eskimiş hüzünü, şimdiki keşkelerimle demledim..
Olmadı, yapamadım..
Eskiyen bende, yeni benler olur muydu ki?
Susarak ölmeyi becerebilseydim
Belkide bu kadar kelimeler arasında bağırmazdım!
En karanlık cümlelerim kanarken bedende..
Alışkın olduğum darbelerime ah dedim!
Sonra.. Sonra..
Keşke diye başlayan  tüm cümlelerimi
Üç noktaya satan ben
Tüm devşirdiğim bozgunluklarımda
Kin kusuyordum, hayatın her anına..

Pazar, Şubat 8th, 2009

 

Renksiz  ve  örtüsüz  düşler bıraksamda  ardımda..
Kelimelerin siyahı geceye boyansada
Susmaz acım, kendimden “ben” biter yolculuğum..
Nokta der, virgüle ant içen hayat…
Tam şuramda  adını koyamadığım bir ağrı ile
Yitirmenin  çığlığı  konuşur..

Her çığlık bir sen  olup, suskunluğuma  misafir olur..

Çünkü sen; tüm çığlıkların  tanımı  oldun bende..

Meçhul..

Çarşamba, Şubat 4th, 2009

Çığlık çığlığa  yorgun bir  kervandan gelenim..
Avaz avaza suskunluklar içinde kendimi arayanım..
Gölgelerimin ardından  bana ait adımları sayıyıyorum..
İç sızlamalı yanlışlarımı, yıllarca çürümüş ceplerimde taşımışım..
pişmanlıklarımı  bedelini topuklarımdan  aşağıya süzüyorum..
O kadar çok suskunluklara  boğazım  dur diye yalvardı kii
Söylenmemiş tüm sözlerimi kusacağım vakit
Poyrazını  demleyen rüzgarıma yenik düşüyorum..

Sırtımda o kadar çok kamburum var ki,,
Ağlamadığım vakit can yakınmalarımla
Acıma masal olan rollerimle  avunuyorum..

benden sen gidince, bir kalan olmayı  beceremiyorum..
Nedense  sesini bir kulaç kala boğulan oluyorum..
Mevsimsiz kalan  her yanlızlığımda
Sana bir  adım öteden  bakakalıyorum..
Gelemiyorum, bakamıyorum,tutamıyorum..
O senli bana..
Tutsak ediyorum  arda kalan meçhulü..
Geceden gündüze  teslim ettiğimiz tüm vasıfsızlıklarımızı
Sözcüklerimizin suskunluğuna ödediğimiz  bedeli
Bir cellata teslim ettik..

Yaşadığımız  yerlerin sahibi iken senle
Yaşanmamışlıklarımıza  ah çeken oluyoruz..
Sadece senin sus dediğin, benim  konuş dediğim
Gittiğim her yerde sen olan  vakit..
Ben kimsenin  herşeyi olamadan
Sen olmak  adına  yalvarıyorum..

Hep kendimi öldürdüğüm,
seni yaşatmak için ölümlere
Çığıran olduğum  o  saatlerde
Tenha bir sokaktan,
Terkedilmiş caddeme çöreklen artık..
Ne olur, acıtmadan, sahipsiz intiharlara bulanmadan
Bize  ağır gelen bu sessizlikte
Beni sana hasret bırakan olma..
Bir geçmişi un ufak edip
Biz birbirimizden  geçmiş iki meçhul olduk..