Aralık, 2008 için arşiv

Aklıma düşen..

Cumartesi, Aralık 27th, 2008

Ölümsel düşlerde ruhumu bedenime yamalıyorum..Issız bir kentin sesli pişmanlıklarında, nasırlaşmış keşkelerimi törpülüyorum. O ıssız,sırlarla dolu kent üzerime abanıyor.. Gecenin üstü örtülü  yanlızlığına
Kentin hiçbir  senfonisi ayak  uyduramıyor.Küçük bir ada, koca bir okyanus
olup tüm büyüsünü “nerede” dediklerimde yok ediyor.

Gündüzlerden kalma o kadar çok  faali meçhul katillerim var ki,
gecenin siyahi karanlığında ne o meçhullerimi  müebbet edebiliyorum,
ne de darağacında sallandırabiliyorum.Oysa masum görünen tüm sözcüklerim bir paragrafta toplu katliama uğratılıyor. Sonunu getiremediğim üç noktalarım ise bu bozulan düzene meydan okuyacak şekilde yarım bırakılan benin peşine düşüyor.Üstü örtülü bir gece, savaş alanı gündüzde ben aranıyorum. Veresiye olmayan, peşin ödediğim hatta üstü kalsınlı hayatımda, üstüme o kadar çok şimşekler çakıyor ki, içime batan cümleler  canımı yakıyor..

Göz kıyılarımda ise onca yılın birikmiş hüznü.. Bir çocuğun mavi bilyelerine
satacak  o kadar çok yorgunluklarım var ki..Gözyaşımla kendimi yok etmeye
hazır göz kuyumda biriken  bir o kadar da kinim..Yaşanmışlıklara damgalanan
acılarımın serzenişi bu. O koca kentte bir ömüre sığdırılamayan benin isyanı…

Adını koyamadığım ceplerimde sakladığım nefretler,adanın yalansal  menülerine ısmarladığım iç kavuran acılarım var. Gecenin kör gözünden öperken gündüzün lal dilinden geçmişimi özlüyordum…Oysa  gecede görüyordu, gündüz de konuşuyordu. Fakat her ikisini anlayacak baba yiğit yoktu. Dikiş tutmaz  bir aşkı,  hayatıma yama  yapmak ne kadar doğruydu ki? Gidişinin en sesssiz halinden  tutup, gelişini  o andan itibaren özleyen  kimler olabilirdi ki?

Kendimden ve kentimten  sana yazılmış  tüm veresiye ölümleri satın alıyorum şimdilerde.Bir zamanlar sen adına ödediğim  peşin hayatlarda  bu defa veresiye ölümler peşindeyim.. Senin içine düşen nasıl ki, seni  kendi  keşfi zannetip fathetme derdinde ise, ben de yıllar önce kuşattığım yaşamı ölümle devşiriyorum.


 Sen geçtiğim yollara lanet okurken, ben geçtiğin yollarda sana dair anılarımı en halsiz yerindenöpüyorum.

Biz seninle yaşamak için geç, ölmek için erken bir zamanda kendimizce
bulunan mucizelerdik.Kör bir gecede yok olduk.. Tedirginliklerin  tehdit
ettiği  avuçlarımın  arasında..Yaratılan eseri, ucu yanık bir aşkla ayakta
alkışlamaları dileğiyle. Aklıma düşen  ada da.. Cüzzamlı ruhlara teslim ettiğim adaletsiz ada da..

Acılı yanlarıma işlenen kanlı motifsin..

Perşembe, Aralık 25th, 2008

Adımlara takılan acılarımda hep sen dolanıyorsun. Hangi yöne pusula olsam,
isyanlı senler çıkıyor karşıma.İğne deliğinden geçirdiğim o sevdamızda hep
bize  nakışlı kanlı motifler  işliyorum. İlmek ilmek, için için sana kanıyorum..
Beyaz bir örtünün üzerine akan göz yaşlarımda.
Sensizliğin sesini  dinlerken,
sesim çığlık oluyor.Duvardan duvara çarpan hüzün topunda hep senin desenlerini görüyorum.Verdiğin sözlerle savaşa girişiyorum.Neden, niye diye yargısız infazlı duraklarımda pişmanlıklara ah diyen bir  kıyı bulamıyorum, kendime ait.

Sana gölge olan bir hayatta, kendime asla güneş bulamayan bir meçhulü oynuyorum..Sen tarafından  adıma takılı olan tüm yaşanmışlıklarımıza, senin acizliğini katmer ediyorum.Çürümüş  düşlerimizden arda kalanlarla bir çocuk gibi kendimi avutuyorum.Sen benden uzaklaştıkça, ben sana o kadar yakınlaşan oluyorum.Sen farkında olmadan, ben farkındalığı senin yüreğinin ortasına çöreklenmiş hüzünlerimle yudumluyorum.

Yudumlatıkça keşke denilen nehirlerimde boğuluyor, belki denilen  çağlayanlarımda çoşuyorum..

Seninle beraber doğurduğumuz  bu aşkı, biz yaşatmayı bilemeden öldürdük.Kirlettiğimiz tüm sözcüklerimizi masumluğumuzla  yıkamadan  iplere serdik.Güneşe teslim etmeden, yağmurlara esir verdik.Geçmiş, geleceğe  peyda edilemiyor şimdilerde. Kış mevsiminde  bahar tadında olan aşkın  kıymetini bilemedik.Tükenmişliklerimi biriktirirken,sen beni en ücra  köşemden  vuran oldun.

Sus-lu duraklarımı, yolcusu  olmayan yasaklı seni seviyorum çığlıkları  dolduruyor..Sensizliğin meteliksizliğini oynuyorum, şimdiki zamanlarda.

Sana kayıp, bana uzak bir hayat..

Pazartesi, Aralık 22nd, 2008

Geçmişine sövülmüş bir hükümlünün infazında
son buldu, geleceğimin süslü muştuları..
Gülüşlerimin arasında kaybettim ben
Son bulmuş bir aşktaki düşlerimi..
Alıştım diye  kendimi avuturken
Sensizliğin serili olduğu kaldırımlarda
Bensizliğe cesaretliliğine kin tutar oldum..
Kirpiklerimden süzülen acılarımın her damlasında
İntihar melodilerine takılan notalarım vardı..
Ya da akortu bozulmuş bir yaşamdan
Biraz ürkek, biraz çocuksu bir aşk..
Düş kırıntılarımdan, aşk lokmaları topluyorum..
Aç kalınmış, yarım bırakılmış,
Alabora edilmiş bir geçmişten
Sana kayıp, bana uzak hayattan

Susmaklı duraklarım

Pazartesi, Aralık 1st, 2008

En kanadığım yerden sustum sana
Parmak aralarımda öfke kanamalı sözcüklerle
Hayatıma  bıraktığım keşkelere peydahlıyorum
Susuşlarımı.

 

Nefrete boğduğum yaşamım
Kine bürüdüğüm sen
Suskunlukta alabora olmuş bizi
En kıfayetsiz, en yorgun hallerde isyana bıraktım.
Sen isyanın tanımı oldun bende
Kendinde de bedduanın tanımsızlığı..
Susmaların altından heba edilen onca ömrüm..
Sol yanımdan düşürdüğüm anahtarımla
Zanlıyım her susuşuma

İki dudak arasına mimlediğimi sana karşılık
İç yakan cinsinden isyan sözcükleri satın alıyorum
Gülümseyişlerimi pazarlayarak..
Eski günahlarıma, yeni günahlar ısmarlayarak..
Susuşlarımla bozulan cümle dengeme
yüklemsiz seni en kanadığım yerden öldürerek..
Senden kalan aşkı, kara sevdaya katık ederek
Sana susuyorum..
Yokluğunu koklayıp, yokluğunu  yakarak
Kokundan bir sen eksiltip, külünden bir sen yaratıyorum
Gözbebeklerimden akan sana,  yüreğimde ezik senli geçmişime..
Suskunluk katkılı ömürler biçiyorum..