Kasım, 2008 için arşiv

Resimlerle ben diyelim:)

Çarşamba, Kasım 19th, 2008

Doğrularım olmalı, hayata meydan okuyacak kadar çılgınca.. Ezber bozan cinsinden

 

Ya da kuruyan yapraklar arasında kendime baharı bulacak bir mucizem olmalı…

 

 

Mevsim bahar iken, parmak uçlarıma kadar sızan acılarımı güneşe teslim etmeliyim.

 

Kısacası; hüzünlerime bulanan gençliğimde, hayallerime dolanan asiliğimde,  hiç büyümek  istemeyen çocuksu bir yürek ile avuçlamalıyım.. Bu  hayat denen adilsiz oyunda..

Yağmurlarıma bereketsizlik veren..

Salı, Kasım 18th, 2008

Yağmur bereketi ile  yaşamımda dans ederken, Sen kuraklığın tellallığını  yapıyordun, baş ucumda..Yüreğimin en ücra köşesine mahya ettiğim mutluluğumda.Sen bereketsizliğinle çoraklaştıran konumundaydın.. Ben meydan okuyacaktım, yağmur damlası ile  akan her  zehirli kanıma, yağmurla  arındıracaktım ne kadar birikmiş, yamalı sözcüklerim varsa.. Olmadı! Baş ucumda karpostallaştırdığın senli yanlızlıkta benim köklerimi çürüten oldun.. Olmadı! Yağmurlarımı bile devren satılığa çıkaran bir  bereketsizliğin tanımı olandın..

Masum çocukların gezindiği düşlerimde,  beni bereketsizliğine tutsak edensin..Başı sonu belli olmayan zamana inat..Yoktur artık inancım, ne yağmura ne de zaman aşımına  uğramış aşka..Yağmura denk düşmeyen, bir  bereketsizin hangi  fidanda boy gösterisine  geçmeye hakkı  vardır?

Der… Ve tekrar  hüzün bulutlarıma sarılır,  gülen göklerde ağlayan yağmurlarımı  beklerim..

Bozulan harf, cümleyi tamamlamaz.. Aynı aşk gibi..

Pazar, Kasım 9th, 2008

Ne kadar büyüdümse, bir o kadar mayın tarlasında yürüdüm.Masumiyetim olan çocukluğumu hep birileri ipotekledi.. Bir diğeride hunharca yakıp/yağmaladı.Ben geçmişi toplamaya çalışırken, o birileri geleceğimi mahvetti.. Yıldız toplarını bir bir söndürdü..Ben, beni ararken, sen sizi oluşturan çoğul şahışlara tanıklık eden oldunuz.. Oysa ben; bende bizi oluşturacak kadar sağlamdım. Yeter ki sen  çürüklüğe meyil vermiş zeminlerde dolanan zehir olmasaydın. Yeter ki, zehirlemek yerine panzehir olacak kadar cesur olabilseydin. Oysa hiç söylenmemiş yanık türkülerde  geçiyordu, bize dair gelecekler.. Başkalarına nakarat olmakla büyüsü bozulan bir aşk oldu bizimkisi.. O  yanık türkülerin yerini şimdilerde ağıtlara bıraktı. Senin hiç duymadığın, asla da  duyamayacak olduğun notalar arasında..

Dedim ya, ne kadar büyüdümse ben o kacar acıtıldım, bir o kadar toprak altı mayınlara tuzak edilen hayatlarda  sensiz başrolü oynayan bir figuran oldum! Ya da  iki kişilik oynanması gereken oyunda ben tek kişilik oynamak zorunda olan bir zavallı oldum. Yara,bere içinde  kalan cümlelelerimde sana söylenecek  o kadar çok söz  varken, ben önemli değillere takılı kalan sözlerimle  ben dışında herkesi avutan oldum. Sancılı ağrılarımı dindirende, tekrar  azdıranda sendin! Bir adım ötemde, bin adım uzağımda olsanda ben senli kopuk sayfalarda hala seni yaşayandım. Ne büyük bir yaradır ki; ne kabuk tutuyor, ne de kanamaya devam ediyor. O gün nasıl ki, sessizce beni sensiz bırakıp damla damla  beni ödürmeye ant içtiysen hala o şekilde  ölüyorum.. Öldükçe sana çoğalıyor, yaşadıkça senden bir sen doğuran oluyorum. Ne tuhaf çelişki değil mi? Ölüm ve yaşam  arasında hep sen üretiyorum. Sen beni tüketen konumunda olsanda..

Nasıl ki  başlayan aşka sabaha karşı denizdeki martılar  şahitlik ettiyse, biten bende de o martıların çığlıkları oldu. Ama sağır kesilen sen asla bunu duyamazdın, duyamadın! Çünkü benim seni  yaşadığım kadar sen beni yaşayan değildin. Sen martının deniz üstünde  salınışını izlerken, ben martının eşssiz çığlıklarında sensiz boğulandım. Ya da  faali meçhul bir  cinayette bitirilendim..

İsyanlı cümleler arasında sana çağırmak, bozulan suskunluğuma  belkide senide davet etmemdir. Bu defa martıların  deniz üstünde salınışını  izlemek umudu ile.. Ya da senden çoğalan seni  hissetmek adına..Bozguna uğratılan hayatımı tekrar sana  sunmak dileğiyle..

Bozulan harf, cümleyi tamamlamaz.. Bunu çok iyi biliyorum. Aynı aşk, aynı benim bertaraf edilen  hayatım ve bizi oluşturan olguların yok edildiği gibi..

İşte öyle..

….

Saçmaladım, ama saçmalalakta  hoş.. Salıver gitsin hayat  diyeceğim artık:)