
Ne kadar büyüdümse, bir o kadar mayın tarlasında yürüdüm.Masumiyetim olan çocukluğumu hep birileri ipotekledi.. Bir diğeride hunharca yakıp/yağmaladı.Ben geçmişi toplamaya çalışırken, o birileri geleceğimi mahvetti.. Yıldız toplarını bir bir söndürdü..Ben, beni ararken, sen sizi oluşturan çoğul şahışlara tanıklık eden oldunuz.. Oysa ben; bende bizi oluşturacak kadar sağlamdım. Yeter ki sen çürüklüğe meyil vermiş zeminlerde dolanan zehir olmasaydın. Yeter ki, zehirlemek yerine panzehir olacak kadar cesur olabilseydin. Oysa hiç söylenmemiş yanık türkülerde geçiyordu, bize dair gelecekler.. Başkalarına nakarat olmakla büyüsü bozulan bir aşk oldu bizimkisi.. O yanık türkülerin yerini şimdilerde ağıtlara bıraktı. Senin hiç duymadığın, asla da duyamayacak olduğun notalar arasında..
Dedim ya, ne kadar büyüdümse ben o kacar acıtıldım, bir o kadar toprak altı mayınlara tuzak edilen hayatlarda sensiz başrolü oynayan bir figuran oldum! Ya da iki kişilik oynanması gereken oyunda ben tek kişilik oynamak zorunda olan bir zavallı oldum. Yara,bere içinde kalan cümlelelerimde sana söylenecek o kadar çok söz varken, ben önemli değillere takılı kalan sözlerimle ben dışında herkesi avutan oldum. Sancılı ağrılarımı dindirende, tekrar azdıranda sendin! Bir adım ötemde, bin adım uzağımda olsanda ben senli kopuk sayfalarda hala seni yaşayandım. Ne büyük bir yaradır ki; ne kabuk tutuyor, ne de kanamaya devam ediyor. O gün nasıl ki, sessizce beni sensiz bırakıp damla damla beni ödürmeye ant içtiysen hala o şekilde ölüyorum.. Öldükçe sana çoğalıyor, yaşadıkça senden bir sen doğuran oluyorum. Ne tuhaf çelişki değil mi? Ölüm ve yaşam arasında hep sen üretiyorum. Sen beni tüketen konumunda olsanda..
Nasıl ki başlayan aşka sabaha karşı denizdeki martılar şahitlik ettiyse, biten bende de o martıların çığlıkları oldu. Ama sağır kesilen sen asla bunu duyamazdın, duyamadın! Çünkü benim seni yaşadığım kadar sen beni yaşayan değildin. Sen martının deniz üstünde salınışını izlerken, ben martının eşssiz çığlıklarında sensiz boğulandım. Ya da faali meçhul bir cinayette bitirilendim..

İsyanlı cümleler arasında sana çağırmak, bozulan suskunluğuma belkide senide davet etmemdir. Bu defa martıların deniz üstünde salınışını izlemek umudu ile.. Ya da senden çoğalan seni hissetmek adına..Bozguna uğratılan hayatımı tekrar sana sunmak dileğiyle..
Bozulan harf, cümleyi tamamlamaz.. Bunu çok iyi biliyorum. Aynı aşk, aynı benim bertaraf edilen hayatım ve bizi oluşturan olguların yok edildiği gibi..
İşte öyle..
….
Saçmaladım, ama saçmalalakta hoş.. Salıver gitsin hayat diyeceğim artık:)