'Resimlerin dili' Kategorisi için arşiv
Resimlerle ben diyelim:)
Çarşamba, Kasım 19th, 2008Doğrularım olmalı, hayata meydan okuyacak kadar çılgınca.. Ezber bozan cinsinden
Ya da kuruyan yapraklar arasında kendime baharı bulacak bir mucizem olmalı…
Mevsim bahar iken, parmak uçlarıma kadar sızan acılarımı güneşe teslim etmeliyim.
Kısacası; hüzünlerime bulanan gençliğimde, hayallerime dolanan asiliğimde, hiç büyümek istemeyen çocuksu bir yürek ile avuçlamalıyım.. Bu hayat denen adilsiz oyunda..
Yalancı papatyam
Cuma, Temmuz 4th, 2008Bir papatya kadar özel değildim, dört köşesi çerçeveli hayata
Ne bir yaprakta eksilen, ne de bir yaprakta çoğalandım, bu kuralıkta..
Seviliyorsun diye edilen serzenişlerde bile
Son duraklı sevmiyorumlu nağmelerde takılıyordum..
O da bir diğerin büyüsü gibi bozulmuştu..
Yalancı papatyaydı.. Bir adımda gülümseten, diğerinde hüzne bürünen..
Yalancı papatyam!
Resim konuşur mu? Konuşur :)
Salı, Nisan 1st, 2008Ayaklarım hiç yere basmasaydı, bastığım her adım kadar acım olmazdı…
Çocuksu yüreğime oturan mutluluk balonları sadece bana dair uçardı..
Gülümsemek adına ekilen tohumlar, ağlamalı melodilerede dönmezdi..
Kilitli sandıklarda saklı kalan kuru yapraklar savrulmasaydı…
Sus deli gönlüm! Sus ki etrafındaki zebanileri ayaklandırma!
Ayaklarına dolanan eskiye dair mühürlü sözlerini, sessizliğinle infaz et!
Yaralı bir kuşun kanadında ara, sana dair gerçekleri..
O ki; yaralı olan, canı yanandır.. Ondan başka kim anlar seni?
Güneşin batışı, doğuşunun habercisidir; doğuşunda mutluluk paye edinmişse
Yoksa ne batan güneş, ne de yerini teslim ettiği Ay’dır seni efkarlandıran..
Pişmanlıklarım yüreğimi dağladığında, ruhum ağır gelir..
Keşkelerim gözlerimde tütsülendiğinde, bedenim ölüme çağrı verir!
Ta ki uzaklara barış adına uçurduğum güvercinlerimden,
Muştu diye yüreklerde tebessüm açtıran nidalar gelesiye…
Çürütülen köklerime inat, tutunduğum çiçeklerim var..
Yaşamak adına, hayatta kalmak adına..
Sohbet Odası
Salı, Mart 25th, 2008Geç kalan ölüm
Pazar, Mart 2nd, 2008…
Çarşamba, Şubat 13th, 2008Başka bir dünya, dışarıda olup biten serüven…
Bir başka hayatın kırıntıları, sesliliğin içindeki sessizlik senfonisi..
Benden uzak, bana yakın olan geçmişin ve şimdilerin çığlıkları..
Karanlığın içinde büyüyen aydınlık, beni coşturan..
Katık edilen beyazlar, saklı tutulan öfke kanamalarım, beni isyankar eden..
Suskunluk ardında yatan şımarık çocukluğum, beni sevimli kılan..
Asiliğimdir; masumluğumu gölgede bırakan..
Ya da adımın eşanlamlısıdır; deliliğime tanık olan..
Bakma çocuk olduğuma
Düştüm, ama dizlerim kanamadı..
Sadece ve sadece derin yaralar açtı..
Ben koştum, o uçtu..
Hayat denilen yalan şemsiye ardından..
Gıcıkım hayat sana; kendime gıcık olduğum kadar…
Benim kırmızı pabuçlarımı elimden aldığın için..
Çocukluğumu genzimde yutkunamadan bıraktığın için..
Kısacası; senden nefret ediyorum, kendimden ettiğim kadar..
Kirpiklerimde hüzün damlalarını bıraktığın için…
Neden?
Pazartesi, Ocak 28th, 2008Hayallerim vardı benim; pamuk ipliğine sarılı…
Sevdiklerim, sevenlerim vardı benim;
hangi boşluğun gölgesinden hiç acımadan yuvarladınız?
İntiharlı serüven melodilerine beni neden hapsettiniz?
Yarınlarım vardı benim; dünden, bugüne, bugünden geleceğe el açan..
Bana verilen sözler vardı; yapılması adına aynı yolda can vermek pahasına
Neden yarı yolda bıraktınız?
Annemin kuzusuydum ben; neden o kuzuyu can evinden vuran oldunuz?
Pencere ardı düşlerim vardı benim;
siz miydiniz, düşlerimi kör bıçakla bileyen, biledikçe canımı acıtan?
Sizin eserinizim şimdi.. Sizden kalan, size dönen yaralı bir meçhulüm..
Yağmur
Pazartesi, Ocak 14th, 2008Yüreğim kırılgandı, yaralarıma yağmurlar mı pansuman olacaktı?
Kızgın kuma gömdüğüm nefretlerimi gün yüzüne yağmurlar mı çıkaracaktı?
Islak düşlerimi; hayal iplerine yağmurlar mı serecekti?
Acılarıma tabut olan aldanışlarıma yağmurlar mı ses verecekti?
İnleyen sızlanışlarımın ağrılarını yağmur, toprakla birleşip yok edecek miydi?
Tüm sorularımm cevapsız!
Cevaplarını alamadığım hırçın yağmurlara
yenik düştüğüm o vakitten bu yana…































