
Çığlık çığlığa yorgun bir kervandan gelenim..
Avaz avaza suskunluklar içinde kendimi arayanım..
Gölgelerimin ardından bana ait adımları sayıyıyorum..
İç sızlamalı yanlışlarımı, yıllarca çürümüş ceplerimde taşımışım..
pişmanlıklarımı bedelini topuklarımdan aşağıya süzüyorum..
O kadar çok suskunluklara boğazım dur diye yalvardı kii
Söylenmemiş tüm sözlerimi kusacağım vakit
Poyrazını demleyen rüzgarıma yenik düşüyorum..

Sırtımda o kadar çok kamburum var ki,,
Ağlamadığım vakit can yakınmalarımla
Acıma masal olan rollerimle avunuyorum..
benden sen gidince, bir kalan olmayı beceremiyorum..
Nedense sesini bir kulaç kala boğulan oluyorum..
Mevsimsiz kalan her yanlızlığımda
Sana bir adım öteden bakakalıyorum..
Gelemiyorum, bakamıyorum,tutamıyorum..
O senli bana..
Tutsak ediyorum arda kalan meçhulü..
Geceden gündüze teslim ettiğimiz tüm vasıfsızlıklarımızı
Sözcüklerimizin suskunluğuna ödediğimiz bedeli
Bir cellata teslim ettik..

Yaşadığımız yerlerin sahibi iken senle
Yaşanmamışlıklarımıza ah çeken oluyoruz..
Sadece senin sus dediğin, benim konuş dediğim
Gittiğim her yerde sen olan vakit..
Ben kimsenin herşeyi olamadan
Sen olmak adına yalvarıyorum..

Hep kendimi öldürdüğüm,
seni yaşatmak için ölümlere
Çığıran olduğum o saatlerde
Tenha bir sokaktan,
Terkedilmiş caddeme çöreklen artık..
Ne olur, acıtmadan, sahipsiz intiharlara bulanmadan
Bize ağır gelen bu sessizlikte
Beni sana hasret bırakan olma..
Bir geçmişi un ufak edip
Biz birbirimizden geçmiş iki meçhul olduk..